
Temiz Atık Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Esra Kara, projede Temiz Atık Derneği’nin rolünü anlattı.
Esra KARA
Temiz Atık Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
Dünyada fosil yakıtlara yönelik çalışmaların azalıp yenilenebilir enerjiye yönelik yatırımların arttığını görebilirsiniz. Fosil yakıtlara karbon ücretinin de yansıtılması ile tüm dünyada petrol fiyatlarının arttığına hepimiz şahidiz. Bu duruma şu açıdan üzülmüyorum; yakıt fiyatları artıyorsa artık alternatifler bulunacak demektir. Dünyada bir ilk olan Karbon Negatif Üretim Tesisimizi buna örnek verebilirim. Ne kıymetli bir örnek değil mi? Yosun tabanlı girdilerle üretilen biyojet yakıtı sayesinde THY bu yıl itibariyle uçaklarını bu yakıtla uçuracağını duyurdu bile. Önümüzdeki yıllarda biyojet yakıtını sanayiden tarıma birçok alanda görebileceğiz.
Gurur verici bu habere şu başlığı atabiliriz; “DOĞA DOSTU ENERJİNİN MİMARIYIZ”.
Doğa, ihtiyacımız olan tüm enerjinin yeryüzünde olduğunu bizlere gösterir. En başta su, güneş, rüzgar gibi… Üstelik doğaya zarar vermeden ve sınırsızca kullanarak. Doğanın kullandıkça bitmeyen, tükenmeyen nimetlerini bizlere bonkörce sunduğuna bakacak olursak doğa bize kazan-kazan modelini tavsiye etti diyebiliriz. Ancak bizler kazanmak yerine kazmayı seçtik. Şöyle düşünelim; doğa, kullanırsak bize ve yaşayan tüm canlılara zarar verecek olan zenginliklerini içinde sakladı. Petrol gibi, doğalgaz gibi, kömür gibi, madenler gibi. Bizler endüstriye lazım olduğu için yerin altında katı halde durması gereken metali aldık, erittik, işledik ve yeryüzüne karbonu yerleştirdik. Fosil yakıtları çıkarttık, yaktık, atmosferde çeşitli gaz birikimlerine yol açarak havayı hem pislettik hem de ısıttık. Son iki yılda hava tarihinde ilk kez istikrarlı bir şekilde ısınmaya başladı.
Kenevirin faydaları saymakla bitmiyor
Ocak ya da Eylül ayı fark etmeksizin, 12 ay boyunca her ay daha fazla ısındık çünkü atmosfer bu ısınmalara artık müsait. Görüyoruz ki fosil yakıt kullanımını azaltsak da atmosferdeki gaz bir yere gitmeyecek. O halde başka çözümler bulmak gerek derken keneviri araştırdım. Kenevir karbonu ormanlarımızdan çok daha yüksek oranda içinde hapsedebiliyor. Bir hektar kenevir ormanının hapsettiği karbonu ancak 25 hektar orman yapabiliyor.
Kenevirin faydaları da saymakla bitmiyor fakat bürokraside iyileştirmeler olmazsa, vatandaş da yanlış yollara sapmadan doğru şekilde bu işin ucunu tutabilirse kenevir doğamız için büyük bir iyileştirici olacaktır. Yine de ülkemizdeki yanlışa yönelimin cezbedici etkisini düşünürsek, genellikle hile hurda ile işlerimizi çözmeye çalıştığımızı da hesaba katarsak bu da zor bir yol diyebiliriz. Ülkemizdeki noter sayısı ve noter gerektiren evrak çeşitliliği bunun en somut kanıtıdır. Temiz Okul Temiz Enerji konusuna dönecek olursak; ülkemiz coğrafi konumu itibariyle yenilenebilir enerjiler için çok avantajlı. Kuzey Avrupa ülkelerine oranla daha fazla rüzgardan yararlanabiliyoruz. Dört mevsimin yaşandığı ülkemizde güneşten ziyadesiyle istifade edebiliyoruz.
Hidroelektrik santrallerimizin sayısı çok. Jeotermal tesisimiz dünyada ikinci sırada. Öncelikli olan yenilenebilir enerjilerde dünya sıralamamız gerçekten gurur verici. Daha da iyi yerlere geleceğimize yürekten inanıyorum. Tabi bunun için bir an evvel tamamen yerli yenilenebilir enerji teknolojisine geçmemiz gerekiyor. 2023 yılı itibariyle ihracat yaparken ödeyeceğimiz karbon vergilerini düşününce sanayimizde yenilenebilir enerji kullanımı, üretim sonrası oluşan karbonu minimuma indirecek olan yabancı teknolojilerin yerini yerli teknolojilerin alması hepimiz için önemli (Zira bu teknolojileri getirtmeye kalksak her fabrika için 3 ila 10 milyon Euro arası bedel ödememiz gerekiyor). Dünyadaki genel durum, iklim krizi, yenilenebilir enerjilere yöneliş, karbon vergisi konuları üzerine yüzümüzü güldüren, Milli Eğitim Bakanlığımızın bu yıl itibariyle başlattığı Temiz Okul Temiz Enerji Projesi ile yenilenebilir enerjinin önemini anlayacak, bin okulumuzda bu enerjiler kullanılmaya başlanacak. Bu benim için muazzam bir proje çünkü işin içinde çocuklarımız var. Bin okulumuzun ülkemizdeki bütün okullara örnek olmasını, geleceğimize umut olmasını dilerim.
Temiz Atık Derneği’nin Temiz Okul Temiz Enerji Projesindeki Eğitim Hedefi
İstanbul İl Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen Temiz Okul Temiz Enerji Projesi lansmanında yaptığım konuşmada çocuklarımızın, öğretmenlerimizin ve velilerimizin geri dönüşüm yapmayı öğrenmelerinin büyük önem taşıdığını, bu konuda elimden gelen desteği verebileceğimi belirtmemin üzerine ilk veli eğitimini Mart ayında düzenledik.
Çevrim içi yaptığımız eğitimde velilerimizin ne kadar istekli olduklarını gözlemlememiz üzerine eğitim sıklığını arttırmayı hedefledik. Çünkü iş sadece çocukta bitmiyor. Çocuk okulda geri dönüşümü ne kadar öğrenirse öğrensin, iş annede bitiyor. Geri dönüştürülebilir atık israfının yapıldığı yer evin mutfağı olduğu için, atığını çöpe ya da geri dönüşüme gönderme kararını veren kişi, mutfağında yemek yapan kişidir ve herkesten önce o kişiye ulaşmak, o kişiyi kazanmak gereklidir.
Yüzlerce kişinin katılım sağladığı “Geri Dönüşümün Bilinmeyen Yüzü” konu başlıklı veli eğitiminde, atık yönetiminde velinin öneminin altını çizerken doğru sandığımız yanlışları da örneklerle gösterme imkanı buldum. İstisnasız herkes, dışarıda bir şey yiyorsa ve çöpünü yere atmak istemiyorsa o çöpü içtiği su ya da meşrubat şişesinin içine tıkıştırıyor. İşte yaptığımız en büyük yanlış bu. O şişe kilometrelerce yol gidip geri dönüşüm tesisine ulaşsa bile içinde kendi türü olmayan materyaller olduğu için ne yazık ki geri dönüşemiyor. Halbuki suyumuzu tamamen içip bitirdikten sonra sıkıştırıp, presleyip, kapağını kapatırsak geri dönüşüm tesisine gelen o pet şişe için şunu diyebiliriz: bu şişe firesiz, içinde hiçbir kirletici ya da başka tür atık olmadığı için de kaliteli ve geri dönüştürülüp tekrar aynı şişe üretilebilir. Bizler bu bilinç seviyesine gelirsek geri dönüşüm tesislerinin yükünü hafifletir, sanayimize daha çok geri dönüştürülmüş hammadde kazandırabiliriz.
“O pet şişenin ya da petrolden yapılan tüm ambalajların üretilebilmesi için ülke olarak yılda 1,5 milyar dolar civarında yurtdışındaki petrokimya tesislerine döviz ödüyoruz” dediğimde velinin; “Buna gerçekten gerek var mı?” diye sorması gerekir.
“Tükettiklerimizin tamamını geri dönüştürebilirsek bu kadar yüksek bedeller öder miydik?” bu da ikinci sorusu olursa işte o zaman ilerleyebiliriz. Aldığımız her ürüne zam gelmesinden yakınıyoruz ancak her ürünün ambalajına da zam geldiğini fark etmiyoruz.
- Bir kalıp peynir 30 TL oldu diyoruz, ambalajının 6 TL bedele tekabül ettiğini bilmiyoruz. Halbuki bilsek, her gün çöp diye milli servetimizi attığımızı anlasak bence bu yanlış davranışı terk ederdik.
- Lokantada yemek yedikten sonra peçetemizi, ıslak mendilimizi, ortada gördüğümüz çer-çöpü ayran içtiğimiz bardağın içine tıkıştırarak garsona iyilik yaptığımızı düşünüyoruz. Halbuki doğaya tamamen kötülük yapmış oluyoruz. O ayran bardağı geri dönüşüm tesisine gittiğinde çöp olacak, bunu bilmiyoruz. Bilsek yapmazdık.
- Ya da yine pet şişelerin içerisine ya da kağıdın içine cam parçası atıyoruz. Ortada olmasın, kimsenin canı yanmasın diye. O cam pet şişeye karışıyor ve ne yazık ki ortaya işlenemeyecek kadar kalitesiz bir mal çıkıyor. Üstelik cam, üretim hattındaki eleklere takılıyor, filtreleri tıkıyor. İyilik yaptığımızı sanırken üretimimize kötülük yapmış oluyoruz. Cam, kağıda karıştığında da büyük problem oluyor ve kağıt hamurunu bozuyor. Cam doğaya en büyük tehlike çünkü hava sürekli ısınıyor ve doğaya atılan cam mercek görevi görüyor.
O yüzden şu anda ne kadar çok ağaç diktiğimizle değil, doğadan camı ne kadar hızlı temizleyebildiğimizle ilgilenirsek daha doğru olur çünkü küçük bir cam parçası bin bir emekle diktiğimiz on binlerce ağacı bir seferde yok edebilecek güçtedir. Veli eğitimlerinde anlattığım her konuda aslında bakış açımızı da değiştirmemiz gerektiğini vurguluyorum. Farklı bakış açıları bizleri zenginleştirir, ben buna inanıyorum. O sebeple İstanbul İl Eğitim Müdürlüğü’nün öğretmen eğitimleri, öğrenci eğitimleri, bunun yanı sıra mesleğine yeni başlayan öğretmen eğitimlerinde de Temiz Atık Derneği’nin bilgilerinden istifade etmek istediklerini söylemeleri benim için büyük mutluluk oldu.
Çünkü bu eğitimler sayede kağıt üretebilmek için selüloza yılda 1 milyar dolar para ödediğimizi daha çok kişiye söyleyebiliyorum. Kağıdı kuru ve yapışkan bantları sökülmüş şekilde geri dönüşüme gönderirsek hamurun kalitesi bozulmaz diyebiliyorum. Atık pilin çevreye zehir, geri dönüşürse ülkeme gelir olduğunu söyleyebiliyorum, israf etmezsek ülkemizde ve dünyada açlık değil, bereketin artabileceğini söyleyebiliyorum, tüketmezsek tükenmeyiz diyebiliyorum ve tüm bunları söylerken kalbimi de ortaya koyuyorum. Herkes sözlerimin kalbimden geldiğini görsün, benimle omuz omuza yürüsün istiyorum.
Sözlerimden etkilenip bir kişinin bile atık yağını lavaboya dökmekten vazgeçtiğini bilmek demek benim için büyük onurdur. Çünkü o kişi doğru hareketi yapmaya başladığında ben doğanın hakkını savunmuş oluyorum. Kendimi bildim bileli böyleyim. Hak savunan. Küçükken üzülenlerin, alay edilenlerin, kalbi kırılanların…Büyüyünce haksızlığa uğrayanların, kalbinde iyilik olanların…Ve şimdi de doğanın. İstiyorum ki herkes benimle birlikte doğayı savunsun. İstiyorum ki karbon ayak izimiz silinip gitsin, yerine kalplerimizin iyileştirici izi kalsın. Çocuklarımızın üstünü bu kıymetli dayanışmamız örtsün istiyorum.
Eğitim de bir yere kadar… Hepimiz öğrendik, uygulama yanlışlarını düzelttik, Sayın Emine Erdoğan’ın başlattığı ve benim her seferinde teşekkür ettiğim Sıfır Atık Projesini daha ileriye taşıdık diyelim, iş bununla bitecek mi? Bunları yapınca küresel ısınmayı durdurabilecek miyiz? Bu sorunun cevabı hayırdır. Havalar hızla soğuyup ısınıyor. Seller kuraklığı, kuraklık selleri getirecek ve hızlı hava geçişleri yaşayacağız. Bu hızlı geçişlerde ne toprağa ekilen mahsulden hayır gelir ne mevcut altyapılardan ne de gıdayı bize taşıyan tedarik zincirlerinden. Yerin altını kazmaya devam ettikçe atmosferdeki karbon artacak diyorum. Alma eğilimimiz yüzünden evimize doldurduğumuz tüm araç gereçler yüzünden, sera üretimi yüzünden, yalnızca etini yemek için doğurtup beslediğimiz milyarlarca hayvan yüzünden, hali hazırda yirmi tane ayakkabımız varken yirmi birincisini almak istediğimiz o renkli spor ayakkabı yüzünden atmosferdeki karbon artacak diyorum. Maden ocakları açılmasın diye protesto eden neredeyse herkesin sürekli alışveriş yapmak istemesi yüzünden, bunun neticesinde yine madene ihtiyaç duyulduğu için atmosferdeki karbon artacak diyorum. Altın madenini protesto eden köylülerin düğünlerinde taktıkları altınlar yüzünden karbon artacak diyorum. Halbuki keşke gömsek altınlarımızı. Yastığımızın altına değil, yerin altına. Çünkü o altınlar sayesinde yıldırım toprağa düştüğünde, toprak altında ışımalar oluşuyor. Birbirine ışıma yapan altınları düşünün… O ışımalar dünyanın kalbine kadar ulaşıyor ve dünyada bir kalp atışına sebep oluyor. Yani dünya bizim kadar canlı ve onun da bir kalbi var. Dünyamıza o kalp atışını sağlatan güç de yerin altındaki değerli madenlerimizdir ve dünya da aynı insan gibi en değerli varlıklarını içinde taşır. Kalbimiz omuzumuzun üzerinde durmuyorsa bir sebebi var diyebiliriz. Diğer türlü biri omzuma çarpsa ya hastanelik olurduk ya da oracıkta ölürdük.
Dünyayı anlamak kendimizi anlamamızla mümkün. Kendimize faydalı olmak, dünyaya faydalı olmakla mümkün. Temiz Atık Derneği sadece bir basamak Dünyada ilk kez düzenlenen Eko İklim fuarında konuşmacı olduğumda kendi kendime şu sözü verdim; “Ben bakan olacağım!” Evet, fuara ülkemizden ve dünyadan gelen siyasi liderleri, bakanlarımızı görünce “İşte ben bunu istiyorum!” dedim. “Ben de memleketim için elimden gelen her şeyi yapmak istiyorum!”. “Dernek faaliyetlerimizi daha ileriye taşıyacak, bilinçli toplum seviyesine gelebilmemiz için ne gerekiyorsa yapacağım ve sonunda bakan olacağım!”. Ciddiye alınmayabilirim ancak inanmak, umut etmek ve çabalamak benim en büyük motivasyonum. Evet, çabalayacağım. Dar bir patika yolda yürüyeceğimi biliyorum ancak benim yürüdüğüm yolda anneler olacak, onların yanında bana inanan gençlerimiz, çocuklarımız olacak. Arkamda koskoca bir ordu varmış gibi yürüyeceğim. Buna yürekten inanıyorum.
Geri dönüşüm denince bu görevi çocuklardan ve kadınlardan bekliyoruz. Ben erkeklere de geri dönüşümü sevdireceğim, o bilinci aşılayacağım ve herkesi daha az tüketime teşvik edeceğim. Bu bile bakan olmak için yeterli sebep bence. Bakan olabilmek için aranan şartlarda Cumhurbaşkanımızın onayı gerekli. Rica edeceğim. “Onayınız gerekli” diyeceğim. Bana bakıp gülecek belki. Belki de çalışmalarıma da bakarak ne kadar istekli ve kararlı olduğumu görünce şans verecek, bunu bilemem. Deneyeceğim. Ve ekleyeceğim: “Lütfen Çevre ve Şehircilik ile İklim Değişikliği Bakanlıklarını birbirinden ayıralım.
Tek bir Bakan inşaatlara mı baksın, peyzaja mı, çevreye mi, iklime mi? Yurtdışında denenmişi var, gelin biz de deneyelim” diyeceğim. Sayın Emine Erdoğan’a da himayesine aldığı değerli işlerinden ötürü teşekkür edeceğim. Daha evvel de kendisine bizzat teşekkür etme imkanım olmuştu ve ona “2021-2023 ülkemizin geri dönüşüm yılları olacak, buna yürekten inanıyorum” demiştim. O da gülümseyerek “inşallah” demişti. İnanın bana olacak ve bunu hep birlikte göreceğiz. Doğa kazanırsa çocuklar kazanır ve çocuklar kazanırsa memleketim kazanır. Ülkemizin bir olmaya ihtiyacı var.
Gençlerin rol modellerine bakarsanız, karşısındakini aşağılayan, dili bozuk, umursamaz, çığırtkan, tüketime teşvik eden, bir ürünü satın aldıysa mutluluk yaşayan (o da kısa bir süre için) ve kafası karışık bireyler olduklarını görürsünüz. Bu kişiler gençlerimiz için rol modeli olmamalı. Tüm dünya “Trend bu” diyerek aynı yolda gitmek istese ve aynı rol modelini benimsese de biz o yolda, o yöne doğru gitmeye mecbur değiliz ve o rol modellerini tercih etmemek yalnızca bizim seçimimiz. Ülkemizin rol modeli olarak iyi insanlara ihtiyacı var çünkü iyiliğin virüsten daha hızlı yayılabildiğine şahit oldum. İyilerin azaldığını söylüyoruz, ben buna katılmıyorum. İyilik içimizde ve onu göstermeye ihtiyacımız var. İyiyi gösterirsek kendimizi iyi hissederiz. İyiyi gösterirsek karşımızdaki kişinin iyiliğini ortaya çıkarmasına vesile oluruz. Daha evvel verdiğim örnekteki yıldırım çarpmasıyla yerin altındaki altınların ilişkisiyle aynı şey aslında. Birbirimize ışımalar yapabiliriz. Sağ-sol, açık-kapalı, GS-FB gibi yıllardır bıkmadan, usanmadan o üzeri küf tutmuş tartışmalardan sıyrılıp, 30 senedir her gün en az bir kez tazelediğimiz “Ne olacak bu memleketin hali?” sorusunu artık bir kenara bırakıp bir olmaya kafa yorarsak, kendimize ve dünyamıza şifa olacak doğru davranışları uygulamaya başlarsak, işte o zaman Atatürk’ün hepimizden beklediği, ülkesini seven, ülkesini ileriye taşıyan, Türk insanını yücelten ve gerektiğinde vatanı için canını veren o muazzam halk olabiliriz.
https://www.iyiliksaglikolsun.com/haber/590-temiz-okul-temiz-enerji-projesi-basladi.html



Leave a Reply